Sunay Akın, 80’li Yıllarda Öğrenciydik…

555

80’li yıllarda biz öğrenciydik ve nasıldık bir bakın:

Saçlara jöle, tırnaklara oje, sürülemez, spor ayakkabıyla okula girilemezdi.

Erkekler kravat, kızlar fiyonk takmadan, yaka ve tırnak kontrolü yapılmadan derse girilemezdi.

Sabahları bahçede sıra olunur, pazartesi sabah Cuma öğleden sonra müdür konuşma yapar, özel günlerden biriyse saygı duruşu yapılır ve gerçekten saygıyla durulur, İstiklal Marşı okunurken dik durulur, konuşulmaz, saygı duyulurdu.

Öğretmenlerle dalga geçilemez, veli toplantıları aileye korkarak bildirilir, okulda “konuştuğun” (sevgilin) varsa sadece bahçede yan yana yürünürdü.

Forma ile okula gidilir, eve gelene kadar forma çıkarılmazdı. Gömlekler pantolonların – eteklerin, içine sokulur, okul renkleri dışında bir renk giymek yürek isterdi.

Küpe, kolye, yüzük, bilezik hafta sonları takılır, saçlar erkeklerde tıraşsız, kızlarda 3 boğum örgüsüz ise disipline gidilirdi.

Cep telefonu yoktu, internet de yoktu ama yine de öğrenciler birbirleri ile haberleşirdi.

Biyoloji dersinde üreme konusu anlatılırken utanılır, aruz ölçüsü ezberlerken delirilir, milli güvenlik hocaları askeri disipline sokmaya çalışırdı.

İİİ

Okul kitapları üzerinde sevilen sanatçı resimlerini olduğu klasörlerde taşınır, ders yılı başında mutlaka kap kâğıdıyla kaplanır, etiketler yapıştırılır, etikete adı-soyadı- sınıfı- hangi dersin kitabı olduğu yazılır, o derse ait defterler de kolaylık olsun diye aynı desen kap kâğıdıyla kaplanır, ders sırasında yanında kitabı olmayan azarlanırdı.

Sınıflar kalabalık olsa da çıt çıkmadan ders dinlenir, boş derslerde sınıftan çıkılmaz, ders saatlerinde okul sınırlarını ihlal etmek isteyenlere acınmazdı.

Ödevler mutlaka yapılır, dönem ödevleri için kütüphaneler, meydanloueres, ana ya da temel britanikalar taranır, ödevler elle ve mutlaka dolmakalemle yazılırdı.

Yat denince yatılır, sabah okula servis yerine otobüsle gidilir, bazen çanta yoklaması yapılır, okula yasak bir şey getirilemezdi.-okulun herhangi bir yerinde sakız çiğnenemez, derslerde bir şey yenemez, su içmeye gitmek için izin istenirdi.

Birine uyuz olduysak öğretmene şikâyet eder, asla kendimiz sopayla, bıçakla girişmez, çeteleşmez, okul dışında bile kavga etmezdik. Bilirdik ki kavga edersek evde ya da okulda bi posta daha dayak var.

Kızlarla erkekler birbirine mesafeli durur, el şakası yapmaz, küfürlü konuşmaz, efendilik bozulmazdı.

Yerli malı haftası sınıf pikniğine döner, her tür yiyecek bulunur ve biz bu yemekleri paylaşırdık.

Kitap okurduk örneğin, ödev bile olsa okurduk. Değiştirip kitapları öyle okur, kütüphaneden kimlik çıkartır kütüphanede okurduk.

Biz öğrenci gibi öğrenciydik. Saygılıydık, tertipliydik, edepliydik…

Biz çok güzel öğrencilerdik. Çok zor da olsa o dönemlerde hayat, şimdikiler gibi kayıp kuşak değildik. Hayatın bir anlamı vardı ve biz bunu bilmesek bile hissederdik…

YORUMLAR:

Işıl Öğünç Istanbulluoğlu
Şimdikilerle bu kadar zıtlık olmasının da tek sebebi biziz.Zamnında yapılanları baskı olarak algıladık belkide.İstedik ki bizim çocuklarımız daha rahat şartlarda ve imkanlarda okusun.Ne yazık ki iş çığrından çıktı.Aman çocuğum ezilmesin,aman kendini rahat ifade etsin…
Ne oldu, biz bile kendi çocuğumuzla başedemez olduk.Sınırsız imkanlar tanımaya çalıştıkça onlar da herşeyi yapabileceklerini düşünmeye başladılar.

Fulya Akça
Özgüvenmis ögretmen olmadiginiz icin olaya bu kadar basit bakabiliyorsunuz.
kurallarin,ayniligin olmadigi bir duzende egitimde birlik de olmaz.özgüven nasil kazanilir biliyor musun?kalabaliklarin icinden siyrilip ben de varim deyince oluyor.
Sacini basini dagitip hergun okula baska kiyafet aramakla cep telefonlarini bile sükse nedeni olarak kullanmakla olmuyor.
ben 80li yillarda degil de 90li yillarda ögrencinin ögrenci,ögretmenin ògretmenin ögretmen oldugu yillarda okudum.
Ozguvense mesele herkesle kapisirim.özguven oyle söz sahibi olmakla sacma sapan triplere girip anneye babaya ogretmene karsi gelmekle olmuyor.ben keske su anda degil de kendim ögrenci oldugum yillarda ögretmen olsaydim.okulun kokusu bile baskaydi.arkadaslarimizla bölüstugumuz simitin bile tadi bir baskaydi.simdi birak paylasmayi simit yiyenle dalga gecer durumdalar.simdiki nesil saygisiz,deger yargilari yok ve herseye kolayca sahip olmanin arsizligi icindeler.ögretmen olmayan anlayamaz…

Ozkan Canturk
o zamanlar siyasi baskı vardı, okullarda tek tip idik ama sokaklarda özgürdük, akşam hava kararıncaya kadar oynardık, şen şakraktık, internet, bilgisayar, ve çok kanallı televizyon yoktu, insanlık vardı, komşuluk vardı, şimdi nesil özgür de ne kadar özgür. bakın sokaklarda düzgün gezen genç yok, varsada elinde telefon sürekli meşgul, diğerleride evde bilgisayar ve televizyon karşısında esir ve obez. kendim öğretmenim, öğrenci iken yolda öğretmenimi gördüğümde yol değiştirirdim korkudan, şimdi öğrencimi görünce yol değiştiriyorum, uygunsuzluğundan dolayı.

Tolga Tzr
Bakıyorum da 80li yıllarda almış olduğumuz eğitimlere herseyıyle güzel ve mükemmeldi internet yok cep telefonu yok televizyon desen tek kanallı devirdi ama yine de okumak çok güzeldi dayakta yesek bizim anamız babamız okula yazdırdıgında öğretmene eti senin kemiği benim derdi hocaya saygısızlık asla yoktu dostluk vardı kalleşlik yoktu komşuluk vardı fedakarlık vardı dershane yoktu özel ders almak yoktu ama başarı vardı bilgi ve çalışma vardı sabahları andımızı okurken tuğlerimiz diken diken istiklal marşımızı okurken şehitlerimizi düşünerek yüreklerimiz sağlanıyordu ozaman her şey güzeldi şimdi!!!! Şimdi ise analar babalar eti senin kemiği benim değil çocuğu,a bişey olursa haritadan yer beğen seni süründürürüm sen kimsin uç kusurşluk öğretmen maaşı alan insan benim evladıma dokunamaz oldu dershaneler bir pazar tezgahı gıbı türedi internet denen melet araştırmak için değil aşk meşk işleri için kullanıldı televizyonlar dedikodu ve izdivaç programlarıyla doldu 10 yaşındaki bir çocuğun eline bugün 800 tl rv geçindirmeyeçakıçan bir aile babası yıkılırken çocukların elleimde binlerce lilarılımcep telefonu ve tabletler doldu bugün üniversite bitiripte tur tarihini Osmanlı tarihini dinimizi bilmeyen öğrencilerle doldu evet bunu en büyük sucu önce başımızdakiler sonrada anne ve babalar sonumuz hiç iyi değil lütfen evlat yetiştirirken çocuklarınızı biraz yokluğa alıştırınız herieyleri ellerine verip onları boşlamayınız gelecek bizim çocuklarımız duyarlı olalım ve hayatın bütün şartlarına alıştırın özellikle saygıyı öğretin Türklüğü öğretin saygılarımla

Mehmet Kucuk
bu yazıyı yazan kişi eğitimci mi bilmiyorum ama anlatılanları malesef bende yaşadım. genel olarak yukarıda anlatılan eğitim sistemininin sonucu olarak ortaya çıkan insan figürü: özgüveni olmayan, Tek başına karar alamayan, genelde sürü piskolojiyle yaşayan, okumaya çalışır ama okuduğunu anlamayıp anladığını zanneden, ezberle kafası karmakarışık insan. yani kominist, faşist toplumlarda oluşturulan tek tip sorgulamayan itaat eden insan figürü. şimdiki gençliğe çok haksızlık ediliyor. şimdiki gençlik kolejlerde, fen liselerinde, anadolu liselerinde labaratuvarlarda yapılandırmacı bilgiyi özümsemeye dayalı çağdaş modern eğitim alıyor dil öğreniyor karar alabiliyor ve en önemlisi aldığı kararı uyguluyor arge çalışmalatrına katılıp tank, roket, uçak yapabiliyor, teorem uretebiliyor. yani ezberci tektip değil brey olmayı başarmış durumdalar. hal boyle olunca bizimgibi otoriteye itaat etmiyorlar.

Kuvva-i Milliye
Kendinize mattah bir özellik katmayın Kenan Evren’in istediği türde öğrenciydiniz. Sizlere bir eğitim verilmedi , okula gidip papağan gibi ezberleyip geldiniz . Bizde 90 larda öğrenciydik sizlerden pek bir farkımız yoktu . Vasıfsız öğretmenlerle luzumsuz bilgileri ezberleyip durduk. Şimdi tek fark; bizlerin ve sizlerin zamanında Atatürk’ü sevmek önemliydi. Şimdi ise nefret ettirilmeye çalışılıyor hepsi bu …

Bir Cevap Yazın