Mimar Sinan Türbesinde anma toplantısı

Sharing is caring!

sultan2

KOCA MİMAR SİNAN’I KABRİ BAŞINDA ANMA TOPLANTISI

Öncelikle Koca Sinan’a manevi bağ ile bağlı olan Mimarlar, Mühendisler, Sanat tarihçileri, Osmanlı araştırmacıları, Mimarsinan İlköğretim okulu mezunları 16.12.2010 Perşembe günü abide şahsiyet Koca Sinan’ı kabri başında anma töreni düzenlenmiştir, katılacağınızı umut ediyoruz.

Bu Perşembe Muharremin 10’u Aşure günü, karda olsa kışta olsa Mimarbaşı Koca Sinan’a vefa içerisinde öğle namazına müteakip saat 12.30 da Mimar Sinan sevenleri ile beraber orada olacağız.

Bu yıl ki gerçekleştireceğimiz Muharrem ayı ve Mimar Sinan etkinliğini Süleymaniye Camii ve Külliyesi’nin yenileme çalışmalarını yürüten Gür Yapı İnşaat’ın yönetim kurulu başkanı ve doğma büyüme Süleymaniyeli olan Hasan Gürsoy’un destekleri ile gerçekleştireceğiz.


Muharrem; Hicri-Kameri yılın ilk ayıdır. Ve Hicri tarih takviminde başlangıcı olarak, hazreti Muhammed (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’ye hicretiyle başlatılır.
Muharrem ayının onuncu gününe de “aşure günü” denilir. İslam inancı içerisinde Muharrem ayının büyük bir önemi vardır. Muharrem ayının ehemmiyeti sadece hicret olayından dolayı da değildir. İnsanlık tarihinde yaşanmış birtakım hadiseler var ki, onlar da bu aya önem kazandırmıştır. Bu cereyan eden olaylar hakkında bize kadar ulaşan rivayetlere göre, Hz. Âdem (as)’ın cennetten yeryüzüne indirilmesi, Hz. Nuh (as)’ın tufandan kurtulması, Hz. Musa (as) ve O’na iman eden müminlerin, Firavun’un zulmünden kurtulmaları gibi, insanlık tarihinde her biri birer dönüm noktası sayılabilecek birçok önemli olay yine bu ayda vuku bulmuştur. İslam tarihi açısından son derece özel bir yeri olan Hz. Hüseyin (ra) efendimizin Kerbelâ’da şehit edilmesi olayı da yine muharrem ayının onuncu gününde vuku bulmuştur.

Evet, Muharrem ayı İstanbul Şehri ve dünya mimarları için bir önemi daha var. Bugünün İstanbul Şehri siluetine baktığımızda, bu silueti oluşturan ağırlıklı 16. Yüzyıl eserlerinin altında imzası yer alan Kanuni Sultan Süleyman’ın, Sultan II. Selim’in ve Sultan III. Murad’ın baş mimarı Mimar Sinan veya Koca Mi’mâr Sinân Âğâ (Sinaneddin Yusuf- Abdulmennan oğlu Sinan) ile karşılaşmaktayız.

40 yıl gibi bir yaşam süresince, kesintisiz Osmanlı baş mimarı, inşaat mühendisi, şehir planlamacısı, peyzaj mühendisi ve toplum bilimcisi olarak bu medeniyete hizmet etmiş olan Mimarbaşı Koca Sinan, yüzyıllar sonrasını düşünerek de hizmetine devam ettiğine şahit olmaktayız.

Muharrem ayı ile beraber Mimar Sinan, eserlerinden ayrı kendisinden geriye kalabilen tek senet olan vakfı ile bilinçli toplum olgusu inşasına da bir temel atarak geleceğe bir miras bırakmıştır.

Mimar Sinan, yapıtlarıyla geçmişte ve günümüzde dünyaca tanınmış olmasına rağmen, bizde hala keşfedilmeyi bekleyen bir gerçek olarak hala durmaktadır.

Selâtin camilerin inşası ile sınırlandırılacak kadar sınırlı ne öyle görevleri vardı. Ne de bakışı. Mimar Sinan ki, İstanbul caddelerinin genişliği ile ilgilenirken, evlerin yapımı ve onların lağım bağlantılarını sağlıklı yürütülmesinin kontrollerini yürütür. Sokakların darlığı sebebiyle ortaya çıkan yangın tehlikesini daha aza indirebilmek için bu hususta ferman yayınlattırırdı. Günümüzde bile bir problem olan İstanbul’un kaldırımlarıyla ilgili düzenleme çalışmaları yüzyılın şartları içerisinde Batı dünyasına emsal olacak niteliktedir.

Büyükçekmece Köprüsü üzerinde kazılı olan mühründeki, ifadesi gibi, “El-fakiru l-Hakir Ser Mimaranı Hassa” (Değersiz ve muhtaç kul, saray Mimarı) onun aynı zamanda mütevazı kişiliğini de kendi vakıf senedinden de görebilmekteyiz. Geriye bıraktığı vakıf senedinde, toplum bilincine de bir fayda bırakmak amacıyla Müslümanlarca önem taşıyan bu muharrem ayında kendi gelirinden elde edilenle yapılacak hayrında devamiyetinin üzerinde durmuştur.

Evet, inşa ettiği eserlerle dünyaca bilinen hassa mimarları, Mimarbaşı Koca Sinan’ın vakfı da ve bize bıraktığı yükümlülükte unutulup gitmiştir…

Mimarbaşı Koca Sinan’ın vakıf senedi okunduğunda, mahallelinin ihtiyaçlarına kadar düşünülerek gelirinden para ayrılarak ihtiyaca harcanmasını emrederken, kıyamete kadar sürdürülmesi istediği hususlardan biri de “ Her sene vakfın gelirinden 300 akçe ayrılarak mübarek muharrem ayının onuncu gününde vakfın Süleymaniye imareti yakınındaki büyük evinde çeşitli yemekler hazırlanarak fukaraya dağıtılmasını. Yemekten sonra Kuran-ı Kerimden cüzler okuyan üç kişi toplanarak hatmi şerif duası okunarak sevabını vakfa bağışlamalarını isterken, 60 akçenin de dua edenlerle mecliste bulunan fakirlere sadaka olarak dağıtılmasını” istemiştir.

Mimarbaşı Koca Sinan, yaptığı inşalar yanında onun bu toplum mimarlığı yönü de dikkatle incelenmelidir.

Vakıf senedi unutuldu. Ama Mimar Sinan’a saygısı olanlar tekrardan hatırladı. Sanat tarihçi Sema Doğan’ın öncülüğünde İstanbul Şehri Kültür Tarihi Araştırmaları merkezi olarak. Her Muharrem ayının 10’da, İstanbul Müftülüğü’nün sütunlu kapısından çıkınca hemen solda, iki caddenin kesiştiği noktada Fetva Yokuşu başında sağda, Süleymaniye Camii’nin duvarının önünde yer alan Mimar Sinan’ın beyaz taşlı sade türbesi önünde toplanarak “Giçdi bu demde cihandan pir-i mimaran Sinan” diyerekten kısmen de olsa vakıf senedini yerine getirmeye çalışmaktayız.

Meraklısına; İbrahim Hakkı Konyalı, Mimar Koca Sinan adlı eserin 60. ile 77. sayfalarına bakabilirler.

Bir Cevap Yazın