BİR TEKSAS DÜNYASIDIR KÜÇÜKPAZAR YAŞAMASINI BİLENE;

Sharing is caring!

 


İşlek sokaktan imaret sabunhaneye yani hacıkadın muhtarlığına geçişimiz neşeli ve güzelliklerle dolu olmuştu orada yaşayan diğer aileler ya vefaya yahutta karagümrüğe taşınmıştı şehzade başında oturanda vardı , haydar çırçıra taşınanda ama genelde bu geniş adadan ayrılmadılar hala da buralalrda yaşamaktadırlar.

Sabunhanenin en güzel yanı her konağın harika bahçeleri oluşu zira bu bahçelerde meyve ağaçları ve oyun oynanacak bir sürü alanı vardı , hatta top oynadığımız arka arsa bile vardı bir kapısı arkadan süleymaniyeye uzanıyordu ; su taşıdığımız çeşmenin ardında bulunan arsada kocaman bir mağara ve içindede gümbet vardı arada oraya tırmanıp gizlice oyunlar saklambaçlar oynardık etrafında yaşayanlarla genelde tanıştık Davut Göksu ailesiyle çeşmenin çaprazında Mesut ve Mesude kardeşler hemen yanıbaşındaki evde şimdilerde rahmetli olmuştur Sabahat ablalar karşımızdaki konakta Eyeler onun karşısındaki konakta Çanakkaliler yani Nuri amca ve eşrafı kocaman bahçeleriyle karşımızda oturuyorlardı yan sokağımızda seksekler oynuyor , çivi ve misket oyunları ip atlama yakar top dokuz taş gibi günümüzde unutulan oyunlar oynanıyor dar ve uzun alanda çılgınca vakitler geçiriyorduk .

Yokuşun aşağısındaki çocuklar buraya geliyor burada oyunlarımıza devam ediyorduk zira ya Kaptan amca ya da Mehmet amcalar( her ikiside rahmetli oldular ) o saatlerde oyun oynamamıza kızarlardı ancak akşama doğru izin vardı aşağıda oyun oynamaya bizde öğlen ve öncesindeki oyunları buralarda oynardık,zaten aşağıdaki tek oyun iznimiz ya yakar top tada mendilim menekşeydi ebe olanın vay haline hele ki hafta sonuysa Gülbahar (Babat ) dev bedeniyle hışımla tutulan kolları koparırcasına yıkar geçerdi zira küçükken fabrikada çalışmaya başlamış çocukluğunu doyasıya yaşayamamış bir aile dostumuzun 2 kızından biriydi hırsını hafta sonlarında bu şekilde çıkarıyordu onunla oynamak harika bir duyguydu ama çocukçada inanılmaz bir korkuydu rakibi olmak 🙂

Yokuşta saklambaç oynamak çok saklanacak yer olduğundan avantajlıydı ama ya marangoz rahmetli Mehmet amca yada Celal abinin korkusu olurdu canım Fatma abla hemen uyarır rahmetli tonton anneleri camdan uzanır çocuklar abiniz uyuyor kızar sizi kırar daha sonra oynayın der dağıtır bizleri ama her seferinde ya çörek yada o gün ne yaptıysa ikram ederdi , kız çocukları ( habibe , hicran ve ablası vs diğerleri kusura bakmasın aklıma gelenler bunlar ) evcilik oynamaya erkeklerse miskete inerdik kıvırcık Sedatların evinin önüne Emin Vedat ;Oktay (rahmetli ) Mehmetali, ki Misket ortağımdı torbalarla misketlerimiz vardı bazen vefaya çıkar oynardık Özcan , Sedat ve bazen de Serdarın katılımıyla geniş bir misket savaşı başlardı bazen kavgaya dönüşürdü bile az kavga etmedik Özcanla 🙂

Ramazan aylarında sokağa inen sessizlik oyunlarada sirayet eder oruç nedeniyle amcalarımız sinirli olurdu benim en büyük zevkim Eminin babası Rahmetli Mehmet amcayı kızdırmak sonrasında da Harun abinin yanına sığınmak veya Cevat bakkalın arkasındaki rahmetli Mehmet amca ( Bavulcu) nın yanına gizlenmekti ama yakalanınca kulağımızı kopartırdı rahmetli ama asla haşin değildi sonrasında siniri geçer bazende akşama yemeğe çağırırdı Emin en iyi dostum arkadaşımdı halada öyleyiz ve devamlı görüşürüz ,

RAMAZAN ; bende hem hoş anıları olan hem de kırgınlıkları bulunan bir aydır , bu sokakta çok ramazanlar yaşadık akşam el ayak çekilince malatyalı bir aile olan ve çocukları Hasan ve Fatma ile mum parasına çıkardık gizlice evdekiler bizi camiye gider bilirdi ama biz muzipler mum parası diye sokakları arşınlardık , bir keresinde onca yorgunluğa rağmen para toplayamayınca Hasan işi azdırıp bizi Oruç gazi ortaokulunun karşısındaki emlak bloklarına götürmüş tesadüf bir zili çalmış binaya sokmuştu 3 . katta bir kapıyı çalıp beklerken karşımıza çıkanı görünce dehşete düşmüştük bu kişi sinemamızda kötü roller oynayan dazlak amcamız Altan Günbaydı önce sert bakışlarıyla bize çıkışıp sonrada yaprak gibi titrediğimizi görünce bekleyin deyip içeriye girmişti, biz korkudan kımıldayamıyorduk bile sonra kağıtlara sarılmış bir şeyleri tenekemizdeki mumları söndürüp içine teker teker atıp doğruca evinize gideceksiniz kimseleride rahatsız etmeyin deyip tembihlemişti ,

bir de paket tutuşturmuştu Fatmanın eline ve hemen kaybolun gidin diyede gülümsemişti , gülen yüzünden aldığımız cesaretle öyle bir çıkmıştık ki binadan bir anda kendimizi belediyenin önünde nefes nefese bulmuştuk , soluklanırken Fatma paketi açmiş harika yaş pastayı bölüşmüştü bile biz hediye edilen pasta keyfinden kutuları dahi unutmuş keyfini çıkarıyorduk kendimize gelip onlarada bakınca 5 kandilde toplayamadığımız kadar bahşişin bu güzel kalpli insan tarafından hediye edildiğini gördük Allah rahmet eylesin .

Aynı ramazanlardan birinde ayının 3. günü de sahurdan sonra milletin yatmaya başlamasıyla daha aradan yarım saat geçmemişken Nimet ablanın çığlığı basmasıyla kızılca kıyamet kopmuştu konak yanıyordu hem ne yangın bir kaç gün evvel ayağından vurulan abimin o 3 metrelik duvarı uçarak benim yatağıma düşüşünü hiç unutamam

ben diğer camda aşağıda yatan bekar komşuları ve Malatyalı aileyi Hasan Fatma ve anneleri Ayşe ablayı uyandırıyordum babam yan arsaya halıları atmaya çabalıyordu abim içeri girdiğinde babama ( rahmetli )bağırmış eşyayı bırakın inin aşağıya diye çırpınıyordu önce annem (rahmetli )sonra abimin ilk oğlu Ramazan , sonra Meryem kızkardeşim sonrasında ben sonra zorla babam daha sonra abim kavgalarla aşağıya atladılar ahşap ve üzeri tenekelerle çevrili koca konak kurtarılamamıştı kül oluşunu seyrederek sabahı ettik

tüm mahalle ahlarla vahlarla itfaiyenin çalışmalarını izliyordu konak kundaklanmış içeriden gazyağıyla en üst kapıdan aşağıya yangın çıkarılmıştı tek eşya kurtarılamamıştı Okulda elde ettiğim tüm başarı belgelerim takdirler ve benzeri beratlar hediye edilen harika kitaplar en değerlisi de orta okulda resim yarışmasında uluslar arası mansiyonun Hollanda’dan yeni gelmişti doyamadan kül olmuşlardı bu yangın tüm hayallerimi de elimden koparıp almıştı ,

Fethullah abiler dışında onlar yangının başını görmüş kimseleri uyarmamışlardı herkes kızmıştı merdiven dayatılıp eşya derdine düşmüşlerdi paragöz bir aileydiler zaten Allah razı olsun Nimet abla ve Hüseyin amcalar bağırmasalar millet telef olacaktı tek zaiyat Vecibe ablanın yeni doğan oğlunun gözünü kaybetmesiydi zaten Fetullah abiler o olaydan sonra hızla kaybolmuşlardı bile aklınıza gelen her türlü senaryoya açık bir yangındı Korsan Zekinin düşmanları veya en Üstte oturan Halise ablaların konak hisseleri Almanyada yaşayan kızlarının konağı satma israrları vs vs vs neticede konak yanmış bir sürü insan evsiz barksız eşyasız kalmıştı bile

onca neşe ile geldiğimiz sokaktan hüzünlü bir vedaydı gidişimiz önceleri Haydar sonrasında Salihpaşada mesken tutmamız bizim bu semte vedamızdı ve garip olanda bu vedayla o mahallenin çöküşü yok olmasıydı adeta , …..

Not : bu yazıyla sizlere bir nebze de veda da etmiş olacağım , yazımın içerisindeki anılarımı yaşadığım herkese yeniden merhaba derken ve hayırlı cumalar dilerken sizleri unutmadığımı taaa 1500 km den hala yaşadığımı bilmenizi isterim herkese çok teşekkürler ediyorum başta bu sayfanın oluşumunda önderlik eden abilerimize ve siz dostlarımıza ……
…………….SEVGİ VE SAYGI İLE
Ahmet Cemal Beştaş

Bir cevap yazın