Bir Sarayburnu Hatırası hatırlatalım dedik

Sharing is caring!

BU HABERLE İLGİLİ OLAN ŞİMDİ YAŞAYAN KAÇ ARKADAŞ VAR ARAMIZDA.
ÖLENLERE ALLAHTAN RAHMET YAŞAYANLARA SAĞLIK SELAMET DİLERİZ


Yıl 1969 Aylardan Temmuz Hava oldukça sıcak, Başımızda Atom Yaşar olduğu halde 15-20 mahalle gençleri Sarayburuna yüzmeye geldik.
Niyazi fırından ekmek, Memduh bakkaldan zeytin, peynir aldık. Yolda ben hale dalarak bir çırpıda hepimize yetecek kadar domates, biber yüklenerek çocuklara yetiştim.
Bu tür gezmelerde nevaleye ek olarak denizden midye çıkarır, Hemen orada ateş yakar midyeleri bir teneke üzerine dizer, ağızlarının açılması ile mideye indirirdik.
Güle oynaya Sarayburnuna geldik, Arkadaşlar soyunarak deniz hazırlığı yapıyordu, Midye çıkaracaklar hazırlanırken ateşi yakma derdine düştük.
Etraftan çalı-çırpı kağıt toplarken bir tombalacı geldi, Bir şansımı deneyeyim dedim, çekiyorum çekiyorum bir şey çıkmıyor, Yanımda Piç Ömer “Ulan bu torba İzmir” dedi, Bende bunu bahane ederek tombalacı ya yol verdim. Torbasını beline sokan tombalacı aniden dönerek suratıma bir yumruk vurdu ayaklarım yerden kesildi. Sırt üstü yere düştüm.
Oldukça sersemledim, Ayağa kalktığımda tombalacı haşat olmuş, gözden kaybolmuştu, Piç Ömer ve bazı arkadaşlar tombalacıyı benzetmişti.
Biz döndük normal işimize, Böyle olaylar bizim için rutin, sık sık başımıza gelen işlerdi, gülüp geçtik işte.
On dakika geçmiştik ki Sarayburnunun ne kadar şarapçısı varsa On kişi civarında ellerinde sopalar gelip arkadaşlarını dövenleri arıyor,
–Kim ulan bizim arkadaşımızı dövenler diye nara atanların etrafını sardık, En boş olanımızda baba tornavida vardı, Alet Mehmet sağ olsun eski eğe bulup getirene bir saatte haydari bir kasatura çıkarıyordu.
Hafta sonları perşembe pazarında açılan hurda alet pazarında eğe bırakmadık desek yalan olmaz.
Tombalacının arkadaşları bazı arkadaşlarımıza salça olunca hep birlikte saldırdık, Hiçbirinde alet yoktu, sopalarla üzerimize gelmişlerdi, Kısa sürede onları bozguna uğrattık, hiçbirimizde zayiat yoktu, O kadar kısa sürdü ki, arkadaşların bıçak kullandığını bile görmedim, Atom Yaşar; Şimdi polis gelir herkes dağılsın dediğinde hepimiz ayrı yönlere dağıldık.
Ben Gülhane parkına girdim, Oradan sultanahmet ve beyazıt üzerinden mahalleye geldim, arsa kapısından içeri girdiğimde herkes ordaydı, derin bir oh çektiler, beni yakalanmış sanıyorlardı.
Olayın neticesi hakkında hiçbirimizin fikri yoktu, ertesi gün çıkan Son gazetesinde olayı görünce polisin peşimizde olduğunu anladık, Belki tanıyan çıkar korkusu ile Bir kaç ay Sarayburununa gitmedik.
Şimdi düşündüğümde nasıl bir ruh halimiz vardı diye düşünüyorum, kavgasız gün geçmez mi arkadaş, kavga edecek kimseyi bulamazsak mahalleden geçen Hal hamallarına sataşır “Camlara ne bakıyorsunuz lan” der kavgaya sebep bulurduk.
Evet o yıllarda sokaktan geçen yabancıların camlara bakması önemli bir suç idi, Günümüz tabiri ile Röntgencilikti ve genelde cezasız kalmazdı.
Birde çıkmaz sokaklarımız çoktu yabancılar sokağa girmesin diye düşünülmüştü, koca mahalle birbirini tanırdı
Sonra apartman moda oldu Dar alanda yaşam mağduriyetleri komşuların dostluğuna son verdi para çoğaldı ama masraflarda çoğaldı ve komşular birbirinden uzaklaştı.

Bir cevap yazın